ABD basını iklim krizini görmüyor

ABD’nin önde gelen altı televizyon kanalında Ida Kasırgası’yla ilgili yayımlanan 774 haberden yalnızca 34’ünde iklim krizinden bahsedildi.

ABD basını iklim krizini görmüyor

Mark Hertsgaard

İklim krizi bu hafta da dünyanın birçok bölgesinde etkilerini gösterdi ancak iklim değişikliğine neden olan etkenleri dile getirmeyenler ABD medyasının büyük bir çoğunluğunu oluşturuyor ve affedilmez bir şekilde hüküm sürmeye devam ediyorlar.

Ida Kasırgası, Louisiana eyaletinde bir milyonu aşkın kişiyi susuz, elektriksiz ve klimasız bıraktı. Kaliforniya eyaletindeki Caldor yangını yüzlerce evi yok etti ve özellikle Tahoe Gölü çevresinde toplu tahliyeleri zorunlu kıldı. Başka ülkelerde ise, Sibirya’nın geniş alanları alevler içinde kalırken, kuraklıkla kavrulan Madagaskar, bir Birleşmiş Milletler (BM) yetkilisinin dediği gibi, tamamen iklim değişikliğinin neden olduğu ilk kıtlığa maruz kaldı. Özenli bilimsel araştırmalar, iklim krizinin bu tür aşırı hava olaylarını körüklediğini ortaya koydu.

YAYINLARDA İKLİM KRİZİ YER ALMIYOR

İnsanlar artık televizyon kanallarından veya cep telefonu ekranlarından iklim krizinin bir sonucu olan aşırı doğa olaylarını gerçek zamanlı olarak izleyebilir. Ancak sorun şu ki, çoğu haberde “iklim değişikliği” ifadesi hiçbir şekilde yer almadığı için izleyicilerin bir kısmı bu bağlantıyı kuramayabilir. Örneğin, basın kuruluşlarının haberlerini raporlayan Media Matters for America’nın (MMfA) açıkladığı verilere göre, ABD’deki en büyük TV kanalları ABC, CBS, CNN, Fox, NBC ve MSNBC, 27-30 Ağustos tarihleri arasında Ida hakkında 774 haber yayımladı ve bu haberlerin yalnızca 34’ü iklim krizinden bahsetti.

Haber yayınları izleyicilere güçlü görüntüler gösteriyor: Görüntülerde, çatılar uçuyor, evler sel suları altında kalıyor, ilk müdahale ekipleri ağlayan kurbanları güvenli bir yere çekiyor… Ancak saatte 172 mil rüzgar hızına sahip dördüncü kategori bir kasırga olan Ida’nın getirdiği yıkımın arkasında ne olduğu ise söylenmiyor.

GAZETECİNİN GÖREVİ GERÇEĞİ AKTARMAK

Yaşanan bu felaketlerle iklim bağlantısını kurmak gazetecilik açısından zor değil. NPR’de muhabir Rebecca Hersher, “İklim değişikliği bu fırtınaları aşırı derecede besliyor. İklim krizi nedeniyle dünya ısındıkça, okyanusun yüzeyindeki su da ısınıyor. Dolayısıyla Ida gibi kasırgaların gerçekten büyük ve güçlü olması için daha fazla enerji ortaya çıkıyor” dedi. CBS kanalında ise meteorolog Jeff Berardelli, “Ida gibi devasa, hızla büyüyen kasırgalar iklim krizini gösteriyor” yazan bir görüntünün önünde, daha sıcak bir gezegende ortaya çıkabilecek felaketlerden bahsetti. Washington Post’ta muhabir Sarah Kaplan, Ida’yı “İklim değişikliği kaynaklı bir felaketin poster çocuğu” olarak nitelendirdi. Ancak haberler bu yorumların ötesine gidemedi. Bu da merkez basının tutumunu açıkça gösteriyor.

Bilimsel raporlar, aşırı hava olaylarına yol açan iklim değişikliğinin öncelikle yanan petrol, gaz ve kömürden kaynaklandığını vurguluyor. Ürünleri tehlikeli iklim değişikliğine olan ExxonMobil ve diğer fosil yakıt şirketleri bu konuda 40 yıldır yalan söylüyor. Sorumlu gazetecilik, bu korkunç fırtınaları, yangınları ve kıtlığı neyin tetiklediği konusunda gerçeği söylemektir.

TELEVİZYON YAYINI TERCİH EDİLİYOR

Televizyon yayıncılığının iklim krizine ilişkin başarısızlığı bir yana bu yayınların çoğu kişi için hâlâ önde gelen haber kaynağı olması korkunç bir durum. Pew Araştırma Merkezi’nin açıkladığı verilere göre, Amerikalıların yaklaşık yüzde 45’i haberlerin çoğunu televizyon kanallarından alırken yüzde 18’i ise sosyal medyayı tercih ediyor. Media Matters tarafından açıklanan verilere göre ise Avustralya ve Kaliforniya orman yangınlarıyla ilgili haberlerin yalnızca yüzde 0,4’ünde iklim krizinden bahsedildi.

Bu tür bir gazetecilik kamuoyunu yalnızca bilgisiz bırakmıyor aynı zamanda yanlış bilgilendiriyor. Bu fırtınaları ve yangınları iklim kriziyle ilişkilendirmek yerine yalnızca doğal afetler olduğu izlenimi veriliyor. Tabii ki, insan kaynaklı iklim değişikliği ortaya çıkmadan çok önce kasırgalar ve orman yangınları oluyordu. Ancak iklim krizi onları daha da kötüleştiriyor. Garip olan şu ki, büyük ABD haber kuruluşlarındaki birçok gazeteci iklim krizinin önemli bir durum olduğunu biliyor. Yine, Media Matters tarafından sunulan verilere göre, temmuz ayında Kuzeybatı Pasifik’i kavuran sıcak hava dalgası sırasında televizyondaki haber yayınlarının yüzde 38’i orman yangınlarıyla iklim krizi bağlantısını kurdu. Yani, haber yayınları istedikleri zaman konuyu dile getirme yeteneğine sahipler.

COP26 ZİRVESİ KRİTİK ÖNEMDE

Dünya liderleri kasım ayında tarihin en önemli diplomatik toplantılarından biri için Glasgow’da toplanacak. Cop26 zirvesi, insanlığın bu gezegende yaşanabilir bir iklimi koruyup korumayacağına karar vermede uzun bir yol kat edecek. Gazetecilik ise daha iyisini yapmak zorunda.

Covering Climate Now’dan çeviren BirGün Çeviri Kolektifi

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol