Naci İnci: Üniversitenize sırtınızı dönerek sahip çıkamazsınız

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Prof. Dr. Naci İnci, akademisyenlerin her gün rektörlük binasına sırtına dönerek protesto etmesine ilişkin olarak “Bunda da biz zorluk çekiyoruz. Bir türlü kendimizi anlatamıyoruz. Diyoruz ki ‘Üniversitenize sırtınızı dönerek sahip çıkamazsınız. Onu koruyamazsınız. Gidip sahiplenmeniz lazım” dedi.

Naci İnci: Üniversitenize sırtınızı dönerek sahip çıkamazsınız

Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyum rektör Melih Bulu’nun yerine vekaleten atanan daha sonra resmi ataması yapılan Prof. Dr. Naci İnci, okuldaki protestoları, neden daha önce de rektör adayı olduğunu, disiplin soruşturmalarından niçin vazgeçtiğini, kesildiği iddia edilen bursları ve köklü üniversiteyi nasıl bir tarz ile yöneteceğine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Anadolu Ajansı muhabirine konuşan İnci üniversitedeki protestolara ilişkin olarak, “Bazı arkadaşlarımızın tepkileri devam ediyor. ‘Daha önce neden görev aldınız.’ diye. Bunda da biz zorluk çekiyoruz. Bir türlü kendimizi anlatamıyoruz. Diyoruz ki ‘Üniversitenize sırtınızı dönerek sahip çıkamazsınız. Onu koruyamazsınız. Gidip sahiplenmeniz lazım” dedi.

Öğretim üyeleri, yöneticiler ve öğrenciler olarak üniversitelerine çok bağlı olduğunu dile getiren İnci, “Ona adeta aşık insanlarız. O yüzden her bir birey, kurumuna sahip çıkmak, değerlerini korumak konusunda çok hassas. Bunun için de kuruma her türlü fedakarlığı yapmaktan da çekinmeyen bir dokumuz var. Yılbaşından itibaren olan bu süreç bazı üzücü şeyler ortaya çıkmasına sebep oldu” diye kaydetti.

Yapılan protestoların üniveristeye bir zarar vermediğini ifade eden İnci, “Boğaziçi Üniversitesi büyük bir camia. 1863’te kurulmuş bir camia, o yüzden bir zarar geldiğini düşünmüyorum açıkçası. Bunu da zaten hem bilimsel faaliyetlerimizde, araştırmalarımızda, hocalarımızın derslerini aksatmaması, öğrencilerimizin derslerine devam etmesi, üniversitemize olan rağbet konusunda bunu somut olarak görüyoruz. Bir tepki olduğu kuşkusuz ama bunun Boğaziçi Üniversitesine bir zarar verdiğini düşünmüyorum. Zaten kısa bir süreçti. Tekrar biz eski normal hayatımıza dönüyoruz diyebilirim” diye konuştu.

Görevi devralmasına tepki gösterildiğini dile getiren İnci, “Üniversitenize sahip çıkmak zorundasınız. Burası bizim için bir mücevherse ve eşsiz bir kurumsa biz de buraya aşık insanlarsak bundan nasıl vazgeçebilirsiniz? Üniversiteye sahip çıkmamak gibi bir lüksümüz yok. Benim ve arkadaşlarımın yaptığı da budur” ifadesini kullandı.

Yaklaşık 30 yıldır Boğaziçi Üniversitesi’nde olduğunu hatırlatan İnci, çeşitli görevlerde bulunduğunu ve daha önce 5 yıl gibi süre fizik bölümü başkanlığı yaptığını söyledi. “Burası benim evim ve camiam” diyen İnci, bir kırgınlığın söz konusu olabileceğini çünkü kendisinden önceki atamada üniversitenin zor bir süreç içerisine girdiğini belirtti.

Naci şöyle devam etti:

“O arada birilerinin üniversiteye sahip çıkması gerekti. İşlerin durmaması gerekiyordu. Eğitim öğretim faaliyetlerinin devam etmesi gerekiyordu. Birilerinin de fedakarlık yapıp bunu üstlenmesi lazımdı. Ben de daha önceki dönemde rektör adayıydım. Atamam olmamıştı ama madem ki adaysınız, böyle bir şeye niyetlenmişsiniz üniversitede ihtiyaç olmuş, zor duruma düşmüş… Bu size düşer. Sahiplenmeniz gerekir. Üniversitenize sahip çıkmanız gerekir. Üniversitenizi ortada bırakamazsınız. Doğal olarak bana düşen de üniversiteme sahip çıkmaktı. Sonra o süreç bir şekilde nihayetlendi. Sonra rektör olarak atandım. 15 Temmuz’da vekaleten, 21 Ağustos’ta da asaleten Cumhurbaşkanımız beni Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne layık gördü. Bazılarımızın bir kişiye kırgınlığı var.”

BURSLAR KESİLMEDİ

İnci, öğrenciler hakkında açılan disiplin soruşturmalarını iptal etmesine ilişkin olaraksa, “Sayısını tam bilmiyorum ama epeyce bir sayı vardı. Ben şahsımla alakalı disiplin soruşturmalarından vazgeçtiğimi ilan ettim. Bunu popülarite olsun diye yapmadım. Gerçekten kalbimden gelen bir şeydi. Bu daha önceden kalbimden gelen, var olan bir şeydi. Kimseye ceza vermek… Hele ki öğrencilerimiz, evlatlarımız. Biz evlatlarımızı neden cezalandıralım, neden zorluğa girmelerini ve ceza almalarını isteyeyim ki? Hiçbir anne-baba bunu istemez. Sonuçta biz öğretim üyeleri onları evlatlarımız olarak görüyoruz” ifadesini kullandı.

Öğrenci burslarının kesildiği iddiasına da yanıt veren İnci, Burslarda kesilme ve vermeme gibi bir şey yok. Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun bursları var. Bunlar bizim tasarrufumuzda olan bir şey değil” dedi.

Naci şöyle konuştu:

“Bizim kendi vakfımızın şartlı bağışları var, öğrenci bursları. 7 bin 548 adet burs veriliyor. Bunların verildiği öğrenci sayısı da 4 bin 180. Burslar farklı olduğundan adetler de farklı. Bu bursların verilmesi tamamen şeffaf kriterlere göre yapılıyor. Bizim çok düzgün işleyen bir burs komitemiz var. Onlar değerlendirirler ve ihtiyaç sahibi öğrencilere burslarını verirler. Onlar da herhangi bir aksama ve kesilme söz konusu değil. Burslarda kesilme ve vermeme gibi bir şey yok. Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun bursları var. Bunlar bizim tasarrufumuzda olan bir şey değil. Biz de öğrenci başına düşen burs sayısı bakımından sanırım 1. sırada olabiliriz Türkiye’de. Bu da çok kıymetli. Anadolu’dan gelen öğrencilerimiz var. Yiyecek alamayacak durumda olan öğrencilerimiz olabiliyor. Bizim için bu burslar kıymetli. Biz bunların üzerine titriyoruz. Bursları artırmak için de elimizden geleni yapıyoruz. Bağışların toplanması… Farklı kurum ve kuruluşlardan burs kalemini sağlamak için bir dizi ziyarette bulunuyoruz. Öğrencilerin çok daha fazla burs alması için elimizden gelen bütün gayreti sarf ediyoruz. Burslar kesinti olmadığı gibi kriterlerde de değişiklik söz konusu değil.”

“AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR”

Öğrencilerin protestosunu anlayışla karşıladığını ifaden İnci, “Bizler üniversitemize aşık olan insanlarız. Aşkın da gözü kördür. Bazen farklı şeyler yaptırabilir. Ben bu bağlamda değerlendiriyorum yaşananları. Eleştiri yapabilirsiniz ama başkalarını kırmak ve rencide etmek hoş bir şey değil. Kimse bunu yapmamalı. Özellikle Boğaziçi Üniversitesi. Bu kurumumuza zarar veren bir şey. Öğrencilerimizin protestolarını görebiliyorum. İnsan üzülüyor. Sonuçta bir zaman gelecek ve bu evlatlarımız farklı aşamaya geçecekler. Yaşları büyüyecek, hoca olacaklar, evlat sahibi olacaklar. Şu anda yaptıkları bazı şeyler hatırlarına gelirse bu onların kalplerinde üzüntüye yol açar. Hatırladıklarında ‘Bunu keşke yapmasaydık.’ diyebilirler. Bu üzüntüyü kimsenin yaşamasını istemiyorum” dedi.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol